Gece Görüş Asistanı, günümüz araçlarında karşımıza çıkan önemli bir güvenlik sistemidir. Otomotiv endüstrisinde sürüş güvenliğini artırmaya yönelik geliştirilen Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri (ADAS), kaza oranlarını minimize etmek amacıyla sürekli olarak evrim geçirmektedir. İstatistiksel verilere göre, trafik kazalarının ve özellikle yaya veya yaban hayatı kaynaklı ölümcül çarpışmaların büyük bir çoğunluğu, görüş mesafesinin ciddi oranda düştüğü gece saatlerinde meydana gelmektedir. Standart halojen, xenon veya modern LED far teknolojileri, aydınlatma kapasiteleri ne kadar yüksek olursa olsun, belirli bir menzilin ötesindeki karanlık noktaları veya far hüzmesinin dışında kalan alanları aydınlatmada fiziksel sınırlara sahiptir.
Bu fiziksel sınırları aşarak sürücüye insan gözünün algılama kapasitesinin ötesinde bir görüş imkanı sunan teknoloji, otomotiv literatüründe “Gece Görüş Asistanı” olarak adlandırılmaktadır. Temelleri askeri havacılık ve termal izleme teknolojilerine dayanan bu sistem, günümüzde lüks segment araçlardan başlayarak otomotiv sektöründe standartlaşma eğilimi göstermektedir. Bu makalede, Gece Görüş Asistanı sisteminin teknik mimarisi, aktif ve pasif kızılötesi teknolojileri arasındaki mühendislik farkları ve yaya/hayvan algılama algoritmalarının işleyişi kurumsal bir perspektifle incelenmiştir. Gelin lafı uzatmadan detaylara bakalım.
Gece Görüş Asistanı Sisteminin Teknik Tanımı

Gece Görüş Asistanı; aracın ön bölümüne entegre edilmiş kızılötesi (IR – Infrared) kameralar ve termal sensörler aracılığıyla, karanlık ortamdaki ısı kaynaklarını veya kızılötesi yansımaları algılayan, bu verileri yüksek hızlı elektronik kontrol ünitelerinde işleyerek sürücünün görüş alanındaki bir ekrana aktaran proaktif bir sürüş güvenlik asistanıdır. Sistemin temel amacı, aracın farlarının aydınlatabildiği maksimum mesafenin (genellikle 100-150 metre) çok daha ilerisindeki (300 metreye kadar) potansiyel tehlikeleri tespit ederek sürücüye erken reaksiyon süresi kazandırmaktır.
Çalışma Prensipleri: Aktif ve Pasif Sistemlerin Karşılaştırması
Otomotiv üreticileri, gece görüş sistemlerinin tasarımı aşamasında temel olarak iki farklı kızılötesi görüntüleme teknolojisinden birini tercih etmektedir. Bu iki sistem, algılama yöntemleri ve elektromanyetik spektrumdaki çalışma aralıkları bakımından birbirinden ayrılır. Bunlar ise şu şekildedir:
1. Pasif Gece Görüş Sistemleri (Termal Görüntüleme – FIR)
Uzak Kızılötesi (Far-Infrared) teknolojisini kullanan pasif sistemler, ortamdaki nesnelerin yaydığı doğal ısı enerjisini (termal radyasyon) tespit etme prensibine dayanır.
- Çalışma Dinamikleri: Aracın ön ızgarasına veya amblem arkasına yerleştirilen termal kamera, çevredeki her nesnenin sıcaklık farkını okur. Canlı varlıklar (yayalar, bisikletliler veya hayvanlar) cansız nesnelere (asfalt, ağaçlar veya park halindeki araçlar) kıyasla daha yüksek bir vücut ısısına sahip oldukları için sensör tarafından parlak beyaz veya sarı renklerde algılanır. Soğuk arka plan ise koyu gri veya siyah olarak ekrana yansıtılır.
- Avantajları: Sistem, karşıdan gelen araçların far ışıklarından kesinlikle etkilenmez (kamaşma yapmaz). Ayrıca menzili aktif sistemlere göre çok daha uzundur; ısı yayan bir canlıyı yaklaşık 300 metre mesafeden tespit edebilir.
2. Aktif Gece Görüş Sistemleri (Yakın Kızılötesi – NIR)
Yakın Kızılötesi teknolojisini kullanan aktif sistemler ise, aracın kendi ürettiği görünmez bir ışık kaynağına ihtiyaç duyar.
- Çalışma Dinamikleri: Aracın far grubuna entegre edilmiş kızılötesi projektörler (IR Emitters), ileriye doğru insan gözüyle görülemeyen kızılötesi ışınlar gönderir. Bu ışınlar, tıpkı standart bir fenerin karanlığı aydınlatması gibi yol üzerindeki nesnelere çarpar ve geri yansır. Dikiz aynasının arkasına yerleştirilen yüksek çözünürlüklü bir kamera, bu yansımaları toplayarak yüksek kontrastlı, siyah-beyaz bir video görüntüsü oluşturur.
- Avantajları: Çözünürlük ve görüntü netliği termal (pasif) sistemlere göre çok daha yüksektir. Yoldaki cansız engeller, trafik levhaları veya yola düşmüş bir kaya parçası gibi ısı yaymayan tehlikeler de son derece net bir şekilde tespit edilebilir.
Yazılım Entegrasyonu ve Algılama Algoritmaları

Gece Görüş Asistanı, yalnızca yolu ekrana yansıtan basit bir kamera sisteminden ibaret değildir. Sistemin asıl mühendislik değeri, görüntüleri milisaniyeler içerisinde analiz eden Yapay Zeka (AI) destekli yazılım algoritmalarında yatmaktadır. Araç hareket halindeyken, Elektronik Kontrol Ünitesi (ECU) kameradan gelen termal veya kızılötesi verileri sürekli olarak tarar. Gelişmiş nesne tanıma algoritmaları, ısı imzalarının boyutlarını, şekillerini ve hareket vektörlerini analiz eder. Sistem, yola doğru hareket etme eğiliminde olan bir yaya veya büyük bir yaban hayvanı tespit ettiğinde şu güvenlik protokollerini devreye sokar:
- Görsel ve İşitsel İkaz: Gösterge panelindeki nesne kırmızı bir çerçeve (Bounding Box) içine alınarak belirginleştirilir ve sürücüye sesli bir uyarı gönderilir.
- Far Yönlendirme (Spotlight Fonksiyonu): Matris LED veya Lazer far sistemine sahip modern araçlarda, sistem doğrudan tespit edilen yayanın üzerine kısa süreli seri ışık flaşları (Spotlight) göndererek hem sürücünün dikkatinin o yöne çekilmesini sağlar hem de yaya uyarılır.
- Fren Sisteminin Hazırlanması: Çarpışma riski yüksekse, sistem Çarpışma Önleme Asistanı (Collision Avoidance) ile haberleşerek fren hidrolik sistemini basınçlandırır ve balataları disklere yaklaştırarak olası bir acil frene karşı aracı mekanik olarak hazırlar.
Sistem Sınırlamaları ve ADAS Kalibrasyon İhtiyacı
Tüm gelişmiş güvenlik donanımlarında olduğu gibi, Gece Görüş Asistanı sistemlerinin de belirli operasyonel sınırları bulunmaktadır. Termal kameralar, ortam sıcaklığının 30°C’nin üzerine çıktığı sıcak yaz gecelerinde, asfaltın yaydığı ısı ile canlının yaydığı ısıyı ayırt etmekte zorlanabilir. Benzer şekilde, aşırı yoğun kar yağışı, sis veya sağanak yağmur, kızılötesi sinyallerin iletimini bloke ederek sistemin geçici olarak devre dışı kalmasına neden olabilmektedir.
Sistemin sağlıklı çalışabilmesi açısından donanım kondisyonu kritik önem taşır. Termal kamera merceklerinin temiz tutulması zorunludur. Ayrıca, önden alınan küçük çaplı hasarlar, ön panjur söküm işlemleri veya ön cam değişimleri sonrasında, kameranın okuma açısı milimetrik olarak sapabilir. Bu tür mekanik veya kaporta işlemlerinin ardından, sistemin doğru açıyla çalıştığından emin olmak için mutlaka ADAS (Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri) Kalibrasyonu yapılması gerekmektedir. Kalibrasyonu yapılmamış bir gece görüş kamerası, tehlikeyi yanlış mesafede algılayarak hatalı uyarılara veya acil durum frenlemelerine yol açabilir.
Karanlıklar Artık Daha Güvenli

Gece Görüş Asistanı, sürücünün biyolojik algı sınırlarını genişleterek, karanlık koşullarda meydana gelebilecek potansiyel tehlikeleri tamamen ortadan kaldırmaya yönelik geliştirilmiş en üst düzey aktif güvenlik donanımlarından biridir. İster ısı yayan canlıları tespit eden pasif termal sistemler olsun, isterse yüksek çözünürlüklü kızılötesi aydınlatma kullanan aktif sistemler; bu teknolojiler, aracın çevresel farkındalığını maksimize etmektedir. Bu da trafik güvenliğini bir üst seviyeye taşımaktadır.
Gece görüş asistanı nedir adlı içeriğimiz hoşunuza gittiyse, buraya tıklayarak ADAS nedir başlıklı içeriğimize de göz atabilirsiniz.